Doğaçlama
Raşit Altun’un doğaçlamaları, önceden tasarlanmış bir fikrin ya da eskiz yoluyla omurgası sağlama alınmış süreçlerin ürünü değildir. Tam tersi, baştan sona sezginin yarattığı, yüzeyin kendi hiyerarşisini kendisinin inşa ettiği ama idaresini ressama teslim ettiği bir sistemdir. Metafizik ön kabuller ve ontolojik açıklamalar da barındıran bu sistem, tüm bunlara rağmen anlam yaratma peşinde değildir.
Her şeye rağmen Raşit Altun, öncelikle bir soyutlama ustasıdır. Doğaçlamayla yaratılan soyutlamalarsa ilginç şekilde tersine bir sistem kullanır. Soyutlama, gerçeği yaklaşık olarak yarı yarıya bozarken; çıkış noktası, bilinen bir modelin sınırlarıdır. Ama Altun, bilinmeyen bir formu, tam tersi, yarı yarıya figüre yaklaştırarak ona doğaçlamayla yaratılarak soyutlanmış bir görünüm armağan eder. Soyutlama, aklın gölgesinde sezgiyi kullanırken; Altun, sezginin gölgesinde akla ulaşmaya çalışır. İşte; onun resimlerinde gördüğümüz doğaçlama örneklerinin tam olarak bir şeye benzememesi ama “sanki bir şeyi andırması” da bu durumun bir sonucudur.
Yorumlar Durmuş Akbulut’a aittir.
- Teknik: Tuval üzerine akrilik
- Sır Serisi - 2025